NTV

Mustafa Ceceli: Cumhurbaşkanı'nın davetine gitmeyenin üstü çizilmiyor

Yaşam
,sF-bbQPYGEWPxkRwyEsBow.jpg

Mustafa Ceceli sosyal medyada kendisine yapılan eleştirilerden Cumhurbaşkanı’nın iftarına katılmasına birçok konuya açıklık getirdi.

TARABYA KÖŞKÜ'NDE İFTAR

İki yıldır Fatih’te bir camide gizlice müezzinlik yaptığını itiraf eden şarkıcı ve aranjör Mustafa Ceceli Hürriyet'e konuştu. İşte Ceceli'nin açıklamalarından satırbaşları:

-Kutuplaşma denilen illet bizi bizden koparmaya devam ediyor. Dünyada ülkeler, insanlar birbirinden kopuyor. Hepimiz çok ağır zararlar görüyoruz. İnsanlar psikolojik olarak yıpranıyor. Artık kimsenin kimseye tahammülünün kalmadığı bir atmosfer var. Bu nedenle şöyle bir düşünce başladı: Bana dokunulmadan yaşayabileceğim ufak bir çevre oluşturayım. Sevdiğim arkadaşlarım ve benim gibi düşünen insanlarla birlikte...

"KUTUPLAŞMA KEŞKE SON BULSA"

-Bu o kadar tehlikeli bir şey ki! Farklı renklere, seslere, inançlara giderek kapanıyorsun. Farklı bir görüş duyduğunda direkt reaksiyon vermeye başlıyorsun. Hep söylediğim bir şey: Senin benden farklı düşünüyor olman benim eksik tarafım. Ben senden yeni bir şey öğreniyor ve eksik tarafımı tamamlıyorum. Böyle baktığım için herkesi olduğu gibi kabul eden bir tavrım var. Bu kutuplaşma keşke son bulsa. Bununla ilgili bir suçlu aramayı da doğru bulmuyorum. Şu ya da bu yüzden oldu demek doğru değil.

"ÇOCUKLARIMIZI SEVGİ İLE BÜYÜTÜRSEK..."

- Hepimiz çocuk yetiştiriyoruz ya da buna niyetimiz var. Onları sevgiyle büyütürsek kutuplaşmanın biteceğine umudum var. Ama öyle büyütmezsek o zaman durum içler acısı...

- Ben farklı insanlarla, benden farklı hayat tarzına sahip insanlarla bir araya gelirim. Çünkü dinlemeyi seviyorum. Gerçekten çevrem çok mozaik. Bundan zevk alıyorum. Yeni şeyler öğreniyorum.

"KENDİMİ TUTAMADIM VE AĞIR ŞEYLER YAZDIM"

- Sosyal medyada oruç tutmamla ilgili yazılan şeylere sert tepki gösterdim. Kendime o yanıtı yakıştıramadım. Herkesin inancı, düşüncesi, yaşayışı kendine. Seni sorgulamam ne yapıyorsun diye. Ben de sorgulanmak istemem. O gün Snapchat’te bir fotoğraf koymuştum. Bizim oğlanın yemeği de fotoğrafta yer alıyor. Bu fotoğrafı kalkıp biri oradan almış ve altına şunu yazmış: Bu adam sizi kandırıyor, oruç tutmuyor, bir de gidip ezan okuyor...

Ben de kendimi tutamadım ve çok ağır şeyler yazdım. Sonra kendime kızdım, “Orucunu şu an bozmuş oldun” diye. Hacı Bektaş-ı Veli’nin bir sözü var, “incinsen de incitme” diye. Son üç yıldır onu düstur edinmiştim, ama bu sefer patladım.
Bazen beni siyasetçi sanıyorlar diye düşünüyorum, ama sadece şarkıcıyım.

"MÜZİK SİYASET ÖTESİ"

- Müzik zaten siyaset ötesi bir konu. Son üç yıldır politize olduk ve siyasetin s’sinden anlamayan herkes başımıza siyasetçi kesildi. Sosyal medya, gündemini siyaset üzerine kurmaya başladı. Düşün, Twitter’ın Londra’daki temsilcisi Türkiye’ye geldiğinde sanatçılarla buluştu ve bize dedi ki: “Tüm dünyada Brad Pitt, Kim Kardashian trend topic olurken sizde siyasi şeyler oluyor.
Siz sanatçılardan bu konuda önayak olmanızı bekliyoruz. Çünkü Twitter bir eğlence alanı. Lütfen bize destek olun.” Açık açık böyle dedi. Bir yandan da bu kutuplaşma öyle bir hale geldi ki, ben birdenbire Cumhurbaşkanı’nın iftarında ezan okuyan şarkıcı oluverdim.

ORASI SİYASİ PARTİ TEMSİLCİLİĞİ DEĞİL

- Ben beş senedir, Abdullah Gül’ün zamanından beri, Cumhurbaşkanlığı’nın verdiği resepsiyonlara gidiyorum, yeni değil. Devletin en üst kademesinden bir davet aldıysam ve müsaitsem giderim. Yarın farklı bir konuda davet alsam yine giderim. Çünkü orası devletin bir kademesi, siyasi parti temsilciliği değil.

"GELMEYENİN ÜSTÜ ÇİZİLMİYOR"

- İşte burada sapla samanı ayırmamız gerekiyor. Bir yere giderken illa “Aman yaranayım” düşüncesiyle gidilmiyor. Ayrıca gelmeyenlerin üstünü mü çiziyorlar? Yoo, bunların hepsi safsata. Mesela bu sene ilk kez katılanlar gördüm ve onlar hakkında sosyal medyada çok eleştiri okudum. Zamanında şu tweet’i atmıştı, şimdi nasıl iftara gider diye. Eğer bu insanın üstü çizilseydi, kapıdan içeri sokulmaması gerekirdi. Ama ben hiçbir şekilde bir ayrım sezmedim, duymadım.

- Bu tür bir davete katılmak, iktidarın politikasını benimsemek anlamına gelmiyor...Bir şeyi benimseyip benimsememek değil bu. Bir davete icabet etmek.

"CAMİDE EZAN OKUYORUM"

Ben Fatih’teki Cerrah Mehmet Paşa Camisi’ne gittiğim zaman ezan okurum. Kimseler bilmez, bunu da ilk kez sana söylüyorum. İki yıldır okuyorum. Caminin içinde görenler benim okuduğumu anlıyor. Dışarıdan ezanı duyanlar ise “Bu nasıl bir ezandı, kendimizden geçtik” diyorlar. Ben de ezanı o günkü iftar davetinde o şekilde okumak istedim. Bu kez de “Nasıl ezan bu? Şarkı gibi!” diye yerden yere vurdular. Ezanı şu makamda okuyacaksın diye bir fetva yok. Herkes içinden geldiği gibi okur. Çünkü ezanda önemli olan kelimeler. Orada bir davet var. Ayrıca Hz. Muhammed, “Ezanı sesi güzel olan okusun” der.

ETİKETLER