Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) lideri Horst Seehofer'in, tam da Başbakan Erdoğan Berlin'deyken, "Türkler ve Arapların Almanya‘ya göç etmelerini sınırlayalım" demesi yine ve yeniden entegrasyon ve göç tartışmalarını alevlendirdi. Seehofer, Almanyalı Türklerin özür talebini reddederken, Bakan Egemen Bağış entegrasyon çağrısında bulundu. Almanya‘nın yeni Sarazzin'i artık Seehofer. Türkler ise Romanlaşma yolunda ilerliyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Alman meslektaşı Angela Merkel, Almanya'daki Türklerin entegrasyonu ve İslam'ın Almanya'ya ait olduğu konusunda karşılıklı güzel sözler sarfederken, hükümetin küçük ortağı Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi lideri Seehofer, Müslümanların Almanya‘ya göçünü durdurmayı önerdi.

"Türkiye ve Arap ülkelerinden gelen göçmenlerin işimizi zorlaştırdığı açık. Farklı kültürlere ihtiyacımız yok" diyen Seehofer, uyum sağlamakta direnen göçmenlerin de cezalandırılmasını istedi. Son yıllarda hiçbir politikacı Seehofer kadar sert açıklamalarda bulunmamıştı.

Partinin genel sekreteri Alexander Dobrint de bundan cesaret bularak, Almanya‘nın egemen kültürünü reddeden göçmenlere ihiyacı olmadığını vurguladı. Dobrint, Almanya‘nın Hıristiyan bir ülke olduğunun ve Hıristiyan kalacagının da altını çizdi.

ALMANLAR KENDİ ÜLKESİNDE AYRIMCILIĞA UĞRUYOR
Hıristiyan Demokrat Aile Bakanı Kristina Schröder de konu ile ilgili açıklamasında Alman halkının kendi ülkesinde ayrımcılığa uğradığını öne sürdü. Alman gençlerin okulda ya da metro istasyonlarında sırf Alman oldukları için hakarete hatta saldırıya uğradığını belirten bakan, sadece Yahudi ve yabancı değil Alman düşmanlığına karşı mücadele etmek gerektiğini vurguladı.

Bakan kendisinin de Alman düşmanlığının mağduru olduğunu anlattı. Almanya'daki Türk sivil toplum örgütleri CSU'dan özür talebinde bulundu. Bu talebi reddeden CSU lideri Seehofer bir yandan Başbakan Merkel'ı yanına çekmeye çalışırken, bir yandan da populist sağcı seçmeni kazanmaya çalışıyor.

ERDOĞAN VE WULFF MÜSLMAN KARDEŞLER
Bazı Alman gazeteleri de zaten için için yanan entegrasyon tartışmalarını yeniden alevlendirecek ve cepheleri sertleştirecek başlıklar atarak konuya katkıda bulunuyor. Örneğin muhafazakar gazetelerden Frankfurter Allgemeine Zeitung, Başbakan Erdoğan'ın Almanya ziyaretiyle ilgili haberinde Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wullf'un ‘İslam Almanya‘nın bir parçasıdır‘ sözlerine atıfta bulunarak, Wulff ile Erdoğan'ın yanyana verdiği pozun altına 'Müslüman Kardeşler' sözlerini yazdı.

Alman Birinci Kanalı ARD'nin yaptırdığı hızlı ankete göre, Alman halkının %37' si "Almanya'da İslam olmasa daha iyi olur" görüşünde. Siyasi durumu kısaca özetlemek gerekirse, Almanya‘da muhafazakarların Almanya‘yı geç de olsa göç ülkesi kabul edenlerinin dışında, büyük bir kısmı İslamlaşma korkusu içinde. Liberaller ise henüz bu korkularını dışa varacak kadar İslam'ı ve göçmenleri tehlike olarak görmüyorlar. Liberallere göre Almanya‘nın dini ve etnik kökeni ne olursa olsun kalifiye göçmenleri ürkütmemesi gerekiyor.

Giderek güçlenen Yeşiller Partisi, Almanya‘nın İslam‘ın diğer dinler gibi kurumsallaşmasını isteyerek ülkenin bu konuda radikalleşmesi tehlikesine dikkat çekiyor. Yeşiller ve iktidardayken göç yasasının göçmenlerin aleyhine değiştirilmesine katkıda bulunan Sosyal Demokratlar ise arada kalmış görünüyor. Entegre olmayan göçmenlerin cezalandırılmasını geçtiğimiz haftalarda ilk Sosyal Demokratlar dile getirmiş, bu tutumlarını parti kurultaylarında da sabitleştirmişti.

ENTEGRASYON TARTIŞMASINA ERDOĞAN NEDEN OLDU
Almanya'da göç ve entegrasyon tartışmalarının yine ve yeniden alevlenmesine bu kez aslında Başbakan Erdoğan‘ın Berlin ziyareti neden oldu. Belli ki hem Alman siyasetçiler hem de kamuoyu Erdoğan‘ın 2008 yılında Köln de yaptığı gövde gösterisini unutmamış.

İki yıl önce Almanyalı Türklere adeta‚ "Sizin Başbakan'ınız benim‘ mesajı veren Erdoğan, asimilasyonun insanlık suçu olduğunu hatırlatmıştı.

Erdoğan Berlin ziyaretinde de bu yöndeki sorulara, bugün de aynı görüşte olduğu yanıtını verdi. Erdoğan, Almanya‘daki Türklere 'entegre olun' mesajı verse de onları oy potansiyeli olarak görmeye devam ediyor. Yoksa Almanya‘daki Türklerin mektupla oy kullanmasını sağlamak için pazarlık yapmaz, önümüzdeki seçimler için propaganda çalışması başlatmazdı.

ÖZİL YUHALANDIKÇA VİZE KOLAYLIĞI GELMEZ
Şu da açık ki, Türkiye Almanya maçında Alman Milli takımını seçtiği için Mesut Özil gibi profesyonel bir futbolcu yuhalanarak oynamak zorunda kaldıkça Almanya Türklere vize kolaylığı sağlamayacak ya da Türkiye‘yi AB üyeliği yolunda desteklemeyecek. Yani Almanyalı Türkler Türkiye'nin önüne yeni bir engel olarak çıkabilecek.

Bunun bilincinde olan AB Başmüzakerecisi Egemen Bağış, en çok okunan bulvar gazetelerinden Bild'e verdiği demeçte, Almanya'daki Türklere entegrasyon çağrısında bulundu. Bakan Bağış 'Almanca öğrenin, yaşadığının toplumun kurallarına uyun, çocuklarınızı en iyi okullara gönderin' diyor. Diyor ama, entegrasyonun iki taraflı bir eylem olduğunu hesaba katmıyor. Azınlık toplumu kadar çoğunluğun da bunu istemesi, entegrasyona açık olması gerek. Bütün bu tartışmalara malzeme olan, kendini giderek daha Müslüman, daha dışlanmış, daha yabancı hisseden Almanya'daki Türkler radikalleştikçe Almanlar da radikalleşiyor. Bu böyle devam ederse onların da Romanlaşması yakındır.