Geçtiğimiz hafta 3 farklı mekanda 3 farklı performans izledim. Yılbaşı gecesi Reina katliamından sonra büyük yara alan müzik ve eğlence sektörünün yavaş yavaş normale döndüğünü söyleyebiliriz. Konser mekanları, canlı performans yapılan bar ve gece kulüpleri eski coşkulu günlerine kavuştu. Bu konserlerde bir kez daha anladım ki toplum olarak biz acımızı da mutluluğumuzu da beraber paylaşmayı, birbirimize sarılarak iyileşmeyi seviyoruz. Bağıra çağıra, şarkılara eşlik ede ede akıtıyoruz kederimizi. Öyle rahatlıyoruz, kendimize geliyoruz. Böyle anlarda müzik bizim en önemli ilacımız, şifamız.

GURURLA YERLİ, GURURLA TEOMAN

Gecelerde ilk durağım, geçen salı Zorlu Performans Sanatları Merkezi'ndeki Teoman konseri oldu. Atlantis Yapım işbirliğiyle hazırlanan, geçtiğimiz yıl Ajda Pekkan'la başlayan "Gururla Yerli" konser serisinde bu hafta sahne sırası Teoman'daydı. Yine serseri, yine başına buyruk ve jilet gibiydi Teoman. "Serseri doğdum, serseri öleceğim" şarkısıyla başladığı konserine kariyerinin en cesur, en sexy şarkılarından "Duş"la devam etti. "Renkli Rüyalar Oteli"nden "Gemiler"e akarken gece, hepimiz ilk gençliğimize doğru uzun bir yolculuğa çıktık.

ARTIK SAHNEDE ÇOK DAHA RAHAT BİR TEOMAN VAR

Teoman'ı ilk günden bugüne yakından izleyen, bütün konserlerini takip eden biri olarak, her yıl Teoman'ın sahnede biraz daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Geçmişe nazaran sahnede artık çok daha rahat ve sempatik. Eskiden hiç konuşmazdı konserlerinde. Artık konuşuyor, espriler yapıyor, hatta kendisiyle dalga geçiyor.

"HATIRALAR"LA İLK DEFA

Konserin en büyük sürprizlerinden biri de "Hatıralar" oldu. Mirkelam'ın yakın dostlarıyla sevilen şarkılarını yorumladığı (yakında yayınlanacak) Mirkelam Şarkıları albümünden Teoman'lı "Hatıralar"ı ilk kez o gece dinleme şansımız oldu. Mirkelam, yıllar önce Teoman'ın aynı konseptli albümünde "Güzel Bir Gün"ü bambaşka bir hale getirmişti. Teoman da "Hatıralar" şarkısına yeni bir iklim sermiş.

ŞAHANE ORKESTRA, ŞAHANE MELİSA

Teoman'la birlikte konserin yıldızları; yıllardır beraber çalıştığı müzisyen dostlarından oluşan Teoman Band ile yakın zamanda kendi şarkılarını da yayınlayan, sahnede Teoman'a kemanı ve vokaliyle eşlik eden Melisa Uzunarslan oldu. “Bir Aşk Şarkısı” adlı single’ıyla gündemde olan Melisa, son zamanların en etkileyici vokallerinden.

KİM DERDİ BİR GÜN BU ÜÇLÜ AYNI SAHNEDE BULUŞACAK? 

Cuma akşamı efsane bir buluşmaya şahitlik ettim. Bu toprakların en kült figürlerinden Ümit Besen, Pamela ile Beşiktaş'ta bir süre önce açılan IF Performance Hall'da hayranlarıyla buluştu. Yaz başında yayınladığı "Başka" albümünde Ümit Besen, bizim kuşağın pop ve rock yorumcularıyla bir araya gelmiş, hem kendi klasikleşmiş şarkılarını hem de onların şarkılarını yorumlamıştı. Böyle ters köşe projeler her zaman ilgi görmüştür. Bu albümden öne çıkan düetse şüphesiz Ümit Besen ve Pamela'yı buluşturan "Seni Unutmaya Yeter mi" oldu. Yazılı olmayan bir kural gibidir. Her zaman en tezat dikkat çeker. Biz yıllar önce Ömer Özgüner öncülüğünde NTV'ye hazırladığımız "Altın Düetler"de hep böyle normalde bir araya gelmeyecek farklı isimleri buluşturmuştuk.

Kibariye ile Duman, Müslüm Gürses ile Hande Yener, Yıldız Tilbe ile Feridun Düzağaç gibi. Hala Kral TV’de ve Youtube’da izlenme rekorları kırıyor o düetler. İşte yıllar sonra Ümit Besen ve Pamela'nın başarısı bana o yılları hatırlattı. İkili, bu başarının rüzgarıyla bir süredir beraber konserler veriyor. Cuma akşamı da If Beşiktaş'ı hınca hınç doldurmuşlardı. Her yaştan, her telden insan vardı konserde. Önce Ümit Besen geldi sahneye. Sonra Pamela coşturdu iyice kıvama gelen kalabalığı. Ve elbette asıl kıyamet düet anında koptu. "Seni Unutmaya Ömrüm Yeter mi" yoğun istek üzerine üst üste iki kere söylendi. Üçüncü kez söyleseler, dördüncüsü istenirdi. Çünkü oraya gelen kalabalık onları ayrı ayrı değil daha çok bir arada “düet” olarak görmek için gelmişti. Öyle bir beklenti içine giriyor insan. Diğer konserler için başka şarkılar da çalışıp konsere özel düetler yapsalar iyi olur.

ÜMİT BESEN VE ZUHAL OLCAY AYNI SAHNEDE BULUŞTU

O gecenin en büyük sürprizi Zuhal Olcay oldu. Ümit Besen, konseri izlemeye gelen Olcay'ı sahneye davet etti. Bir gazeteci olarak benim için gecenin Pamela’dan daha önemli dakikaları böylece başlıyordu. Çünkü Pamela zaten beklenen ve istenendi o gece, Olcay ise birdenbire çıkıp gelen, beklenmedik... Zuhal Olcay ve Ümit Besen birlikte bir Selami Şahin klasiği “Alışmak Sevmekten Zor Geliyor”u söylerken “Vay be” dedim “ikisinin de kendi kulvarında zirvesini yaşadığı 90’larda biri gelip onlara bir gün gelecek, siz aynı sahnede buluşacak ve düet yapacaksınız” dese herhalde kahkahalarla gülerlerdi. Hepimiz gülerdik. Çünkü birbirlerini sevseler de sevmeseler de ikisinin de temsil ettiği şey iki ayrı dünya, iki ayrı kutup gibiydi. O farklı dünyalar bu düete izin vermezdi o yıllarda. Bir Ümit Besen filminde zengin kız ile fakir oğlanın imkansız aşkı gibi olurdu her şey. Onlar mücadele etseler de birileri onları ayırırdı. Yıllar sonra Zuhal Olcay, Besen’e “Sizinle aynı sahnede olmak benim için ne büyük mutluluk” derken bu kez şarkılar zamana galip geldi, bu film mutlu bitti diye sevindim.

BEN BU ZİYNET’İ DAHA ÇOK SEVDİM

Haftasonu Bostancı’yı Roma’ya çevirdi Ziynet Sali. Roma’nın meşhur “Aşk Çeşmesi”, Sali’nin dekorunun en güzel yerine kurulmuştu. Kendisi de Cengiz Abazoğlu’nun atmosfere uygun kostümüyle sahneye geldi. Aşıklar, sevgililer, ama daha çok da yalnızlar için söyledi şarkılarını bu kez. Aşk Çeşmesi’ne hepimiz adına dilek dileyerek bozuk paralar attı. Gece boyu son derece rahattı, hem şarkılar sırasında hem de arasında bol bol espriler yaptı, güldü, güldürdü. Kendisiyle gece boyu tatlı tatlı dalgasını da geçti. İlk defa Ziynet’i bu kadar eğlenceli ve rahat gördüm sahnede. Ben bu daha kendinden emin, rahat ve eğlenceli Ziynet’i çok sevdim. İleride sahnede stand up konusunda Sezen Aksu ile yarışacak kıvama gelebilir, o potansiyel onda var, diyorum.

DİĞER YAZILARI

İKİ KIYIYI BULUŞTURAN ŞARKILAR

Konser; onu ilk tanıdığımız “Mor Yıllar”dan Sezen Aksu şarkısı “5 Çayı”na, son albümün Sıla’lı şarkıları “Çeyrek Gönül”e, “Dağınık Yatak”a, en sevilenlerden “Her Şey Güzel Olacak” ve “Alışkın Değiliz”e masal gibi aktı. Behzat Gerçeker’le son şarkıları “Bir Melekten Hediye” parıl parıl taşlı bir piyano önünde söylendi. Beni en etkileyen bölümse Ziynet’in Türkçe-Yunanca potporisi oldu. Önce Sezen Aksu’nun “Ah İstanbul”unu Yunanca söyledi Ziynet, peşine “Her Şeyi Yak”, “Ta Uzak Yollardan” ve “Aşk Yeniden” geldi iki kıyının sesi ve sözcükleriyle. Ziynet o kadar iyi yorumluyor ki Yunanca şarkıları, iki yakayı şarkılarda buluşturan bir albüm yapmalı bence. Daha önce Candan Erçetin bir kısmını yapmıştı ama hala iki kıyıdan söylenecek o kadar çok ortak şarkı var ki... Hatta Yunan sanatçılarla düetler yapmalı bu albümde.