24 yılın ardından fıkra gibi hikayeleri kaldı

Trabzon Valiliği'nde çaycılık yapan Abdulgafur Altınışık 24 yıl sonra emekli oldu. Ondan geriye ise fıkraları aratmayacak cinsten hikayeleri kaldı...

Anadolu Ajansı 11.11.2009 - 11:11

24 yılın ardından fıkra gibi hikayeleri kaldı

Trabzon Valiliği'nde 24 yıl aralıksız valilere çay taşıyan Abdulgafur Altınışık, fıkraları aratmayacak cinsten birçok anısına geride bırakarak emekli oldu. Altınışık, Trabzon Valiliği'nde çalışmaya 1985 yılında başladığını belirterek, ''İlk göreve başladığımız zaman Vali Yılmaz Ergun'du. O zamanlar makama çay getirirken, heyecandan terlerdim'' dedi.

Göreve süresince 9 ayrı vali ile çalıştığını ve birçok tatlı hatırasının bulunduğunu ifade eden Altınışık, makama geldiğinde kendisine ''günaydın'' denmesini isteyen Vali Yılmaz Ergun ile yaşadığı bir anasını şöyle anlattı: ''Bir sabah Vali Bey, birden makam odasına girdi. Ben de o sırada makam odasında bulunan çiçeklerle ilgileniyordum. Heyecandan kendisine 'günaydın' diyemedim. Bunun üzerine nasıl 'günaydın' derim diye plan kurmaya başladım. Ben sayın Valiye 'Günaydın' diyeceğim, o da bana 'sağol evladım'' diyecek diye içimden tekrarlamaya başladı. Bunu uzun süre tekrarladım. Bir fırsatını bulup valinin yanında bulunan çiçekleri düzeltmek için oturduğu masanın yanına yaklaşıp kendisine, 'Günaydın evladım' dedim. Tabi bunu dedikten sonra yüzüm kızardı ve terlemeye başladım. Vali Beyde gözlüklerinin altından bana bakarak, 'günaydın' dedi.''

Olayın şaşkınlığı ile odadan çıkmaya çalışırken kapıyı da içerden çaldığını dile getiren Altınışık, dışarı çıktığında yüzündeki kızarıklığı görenlerin ne olduğunu sorduğunu ancak bu durumu kimseye anlatmadığını söyledi.

Görev süresinde çok değişik yapıda farklı valilerle çalıştığını ve işini de sevdiğini ifade eden Altınışık, ''Valilikte 24 yıl içinde çok güzel anılarım oldu. Şimdi emekli olduktan sonra kendimi bazen boşlukta hissediyorum. Fakat bunun zamanla aşılacağına inanıyorum'' dedi.

RAHİP OLDUKLARINA İNANMAYINCA
Altınışık, valilerin ne zaman ne şekilde tepki vereceğini ve ne isteyeceğini tam olarak kestirmenin mümkün olmadığını belirterek, başından geçen başka olayı ise şöyle anlattı: ''Bir Ramazan ayında çay ocağı kapılı olduğu makam girişinde bekliyordum. O sırada 4 kişi gelerek, Vali Beyle görüşmek istediklerini söyledi. Kim olduklarını sorduğumda, aralarından biri, 'rahip olduklarını. İçlerinden birisinin de temsilci olduğunu' söyledi. Ben de buna inanmadım. Çünkü rahipleri hep aklımda kıyafetleriyle düşünüyordum. Bunun üzerine, 'ben de temsilciyim niye sizi tanımıyorum' dedim. Ziyaretçiler hep birlikte güldüler. Ciddi olduklarını anlayınca, onları Özel Kalem Müdürlüğüne götürdüm. Daha sonra Vali Beyin yanına girdiler. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra Vali Bey beni çağırarak, ziyaretçilere çay getirmemi istedi. Ne yapacağımı şaşırdım, çünkü çay ocağı kapalıydı. Bunu Vali Bey de biliyordu. Hemen çay ocağına gittim ve kahve cezvesinde su kaynatarak çay yaptım. Çayları odaya getirdiğimde Vali Bey telefonla konuşuyordu. Ben de çayı ikram ederken, eğilip rahiplere, 'dininizin kıymetini bilin' dedim. Hepsi tekrar gülmeye başladı.''

''BELKİ HİKMET VARDIR''
Altınışık, Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Trabzon Valiliği'ni ziyaretinde, kendisine ikram ettiği kuşburnu çayının kalan kısmını neden içtiğini ise şöyle dile getirdi: ''Cumhurbaşkanı Demirel'in ne içeceğini daha önceden öğrenmiştik. Valimiz Alaattin Yüksel'di. Makamda Sayın Demirel brifing alıyordu. Valimiz kendisine ne içeceğini sordu. Cumhurbaşkanı Demirel de kuşburnu içeceğini söyledi. Ben de kendisine kuşburnu getirdim. Sayın Demirel, bir iki yudum içtikten sonra, brifing bitince makamdan ayrıldılar. Ben de odayı temizliyordum. Baktım kuşburnunun yarısı yerinde duruyor. 'Bunda bir hikmet vardır' diyerek geri kalan bölümü içtim. O sırada diğer görevliler, 'bize de ayır' diye ısrar etti. Ama ben hepsini bir seferde içtim.''

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...