Geçtiğimiz Pazar günü, 1979 yılından bu yana 32. kez düzenlenen Avrasya Maratonu koşuldu. Afrikalı atletlerin yarışı ilk sıralarda tamamladığı maratondan geriye, ilginç şekilde sallanan aydınlatma direklerinin görüntüleri ve nedenleriyle ilgili tartışmalar kaldı.

İlişkili Haberler


Akıllara “bir rezonas felaktini kıl payı mı atlattık?” sorusu geldi.

ntvmsnbc statik hesaplar konusunda deneyimli inşaat mühendisi Cem Ergüven'e sordu.

“Boğaziçi Köprüsü'nde hareketli ve hareketsiz yükler, köprünün tasarımında statik uzmanlarınca muhakkak en elverişsiz durumlara göre tahkik edilmiştir ve oldukça emniyetli tarafta kalınacak çözümlere gidilmiştir. En uç örnekleri değerlendiren birçok modellemelerle testler yapılmıştır ve örneğin bir seferberlik durumunda, köprünün bir yönü kapalı, diğer yönündeki üç şerit mekanize birlikler geçerken bile köprünün ne şekilde davranacağı düşünülerek hesaplara dahil edilmiştir. En azından böyle olması gerekir.

Maraton, Boğaziçi Köprüsü’nün tasarımına ters bir salınım yaratmış olabilir. Zira çok kısa aralıkla (koşan ve/veya yürüyen kişilerin) kuvvetler, köprü üzerinde farklı rezonansla farklı burkulmalar yaratır. Yine de bu yükün emniyetli tarafta kaldığı kanaatindeyim, zira olası mecburi bir boşaltım için bu köprünün üzerinden tamamen dolu kesit insan geçişi de, modellemeler arasında hesaba katılır.

Burada esas dikkat edilmesi gereken husus, köprüde kullanılan malzemelerin yoğrulma testlerine tabi tutulup tutulmadığı ve bunca yıldır üzerinden geçen yük ve çevre koşulları altında kendini ne kadar koruduğu veya ne kadar sağlam kaldığının, uzmanlarınca tetkik edilip edilmediği, gerekli yenilemelerin yapılıp yapılmadığı...

Önemli diğer bir husus da tasarımcı firmadan, köprü üzerinde araç trafiği dışında gerçekleşecek farklı bir spesifik duruma göre (örneğin Avrasya Maratonu) yeni bir tahkik yaptırılıp yaptırılmadığı...”

Ergüven olası bir rezonans felaketinin ne olduğunu da şöyle açıkladı:

"Mekanikte ve inşaatta rezonans felaketi, bir binanın ya da teknik mekanizmanın, rezonans frekansında titreşimlerin başlaması, sonuçta yapının salınım yapması ve tahrip olması anlamına gelir. Bu periyodik uyarım, titreşimin enerjisini sisteme en uygun biçimde aktarır ve orada depolar. Bu tekrarlanan depolama ve ilave enerji girişi nedeniyle sistem giderek daha güçlü bir biçimde sallanır ve sonunda yüklenme sınırı aşılır, akabinde yapı çöker."