Cem Özer: Travmalarımızı bilip yönetmek lazım

Oyuncu ve sunucu Cem Özer, "Hep iyi yaşayarak olgunlaşamayız. Acılar ve olumsuz olaylar iyi meyve vermesi için insanın gübresidir. Bundan faydalanmayı bilmek, travmalarımızı bilip onları yönetmek lazım. Onları bir mazeret, bahane haline getirmeyeceksiniz" dedi.

Anadolu Ajansı 15.04.2020 - 12:54

cem özer

Tüm dünyada etkisini sürdüren corona'dan korunmak ve hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla evde kal çağrılarına uyarak, eşi Pınar Dura ile evden çıkmayan Özer, telekonferans yöntemiyle soruları yanıtladı.

Bu korona günlerinde uzun süredir evde mesai harcıyoruz. Siz neler yapıyorsunuz? Nasıl vakit geçiyorsunuz?

Cem Özer: "İnsanlar hala sokakta, üstelik maskesiz dolaşıyor. Biz Caddebostan'dayız. Kulağımla ilgili bir sıkıntı oldu ve bir tıp merkezine arabayla gittik. Ama baktım ki sokaklardaki insanların sosyal mesafe falan umurlarında değil. Trafik vardı. Maskelerini takmamışlardı. Neyin güvencesi anlamıyorum. Biz neden önlem almayı sevmiyoruz? Tedbir seven bir ülke değiliz. Hangi anda virüsle muhatap olacağımızı bilmiyoruz. O yüzden evde kalalım. Dışarı çıkacaksak maske takalım."

Pınar Dura: "Sağlık Bakanımız da açıkladı biliyorsunuz, bir kişinin virüsü kaç kişiye bulaştırdığını, kaç kişinin ölümüne sebebiyet verdiğini, biz her gece izliyoruz. Evimizde görev dağılımı var. Cem mutfak konusunda gerçekten çok başarılı. Yani gurme. Mantıdan yaprak sarmaya kadar her şeyi yapabilir. Mesela Cem, Beşiktaşlıdır. Normalde Beşiktaş maçını izlerken erkekler ne yapar? Arkadaşlarıyla çıkar bir yerde izler. Cem öyle yapmıyor, bir güzel sofrasını kurar. Ondan sonra yapraklarını alır. Yaprak sarar maç izlerken. Yani öyle seviyor mutfağı."

Cem Özer: "Bizde hayat müşterek. Ben pişiriyorum o yiyor. Ben kirletiyorum o yıkıyor, temizliyor. Ben süpürüyorum, ben tozluyorum, o siliyor."

Birkaç evlilikten sonra Pınar hanımla sanırım huzuru buldunuz...

Cem Özer: "Buldum. Evliliğimiz tabii 3 sene ama 10. senenin içine girdik."

SORU: Başarı aslında değil mi, günümüz ilişkilerinde evliliklerin bu kadar uzun sürmediği bir dünyanın içinde, özellikle bir sanatçıyla evlilik?

Pınar Dura: "Bir sanatçıyla evlilik başka bir şey. Gerçi benim ilk ve son evliliğim. Başka bir deneyimim olmadı, olmasın da. Hem güzel hem de zor yanları var tabi bir sanatçıyla evlenmenin. Evlendiğimde 30 yaşındaydım. Şimdi 40 yaşındayım."

Bu evliliğiniz için ne diyelim, bir tanım alacak olursak? Huzur ya da bir kadını büyütmek mi diyelim?

Cem Özer: "(Pınar'ı) Ben büyüttüm ya, bayağı büyüttüm. Bana geldiğinde küçük bir kız çocuğuydu. Pınar'ı çok seviyorum, o bambaşka ve çok fedakar. Onun kıymeti farklı benim için. Huzur diyelim. Daha önceki evliliklerimden daha çok evdeyim. Bir aradayız. Ben de öğrendim. Evlilik benim çok bildiğim bir şey değildi. Çok evlilik yapmış olmama rağmen bilemiyordum. Çünkü rol model evlilikler yaşamadım, öyle evlerde büyümediğim için. Yani mutlu, içinde kalpler uçuşan evlerde büyümedim. Ayrı bir anne, babanın çocuğuydum. Çocukluğumuz biraz savruldu ama annemin yanına 9 yaşında geldim, 18 yaşında ayrıldım ve kendi hayatımı kurdum. Arada da babama ve amcama gidişler oldu. Evde de bir üvey babam vardı ama kötülüğünden değil, sürekli bir bağırış, çağırış vardı. Yani annemle, üvey babamın ilişki kurma biçimi oydu. Birbirilerine çemkirerek ilgileniyorlardı ki üvey babam, annemi çok seviyordu. Ama ben babama benzediğim için benden nefret ediyordu adam. Bir de tam huzura erecek, ablamla abimi büyütmüşler pat ben geliverdim. Adam da haklı. Bu yüzden travmalar farklı. O yüzden evde kalmayı çok severim. Çünkü kendime ait hissettiğim bir evim, odam olmadı. Ben hep misafirdim. Annemde de babamda da amcamda da misafirdim. 'Burası benim evim' diyebildiğim bir durumum olmadı. Tabii ki güzel şeyler de yaşadık, bedelini ödemek kaydıyla. Arkadaşlarla parti de yaptım. Bedelini ödedim. O yüzden evi çok severim."


Cem Özer: "Neleri değiştirmek istersin, dediniz. Ben memnunum. Yaşadığım kötü olaydan da iyi olaydan da memnunum. Neticede bunların külliyesiyiz. Hep iyi yaşayarak olgunlaşamayız. Acılar ve olumsuz olaylar iyi meyve vermesi için insanın gübresidir. Bundan faydalanmayı bilmek lazım. Başında dedim ya, travmalarımızı bilip onları yönetmek lazım. Onları bir mazeret, bahane haline getirmeyeceksiniz. Travmalarınızı bir bahane olarak kullanırsanız uyuşturucuya da, kumara da, alkole de, her türlü musibete müptela olabilirsiniz. Travma yaşamamış bir insan var mı post modern dünyada? Hangimiz yaşamadık? Röportajı değişik yapsak ben size sorsam çocukluğunuzdan kim bilir ne travmalar çıkacak?"

Sayfa Yükleniyor...