Eskişehir Barosu Kadın Hukuku Komisyonu Başkanı Filiz Öztürk Keskin, dünya ölçeğinde her 3 kadından birinin şiddet gördüğünü bildirdi.

İlişkili Haberler


Keskin, ''Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'' nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, kadınların yaşamın her alanında, evlerinde, iş yerlerinde, kamusal alanlarda, mücadelelerinde şiddetin çeşitli biçimlerine maruz kaldığını belirtti.

''Yapılan araştırmalara göre dünya ölçeğinde her 3 kadından biri şiddet gördüğünü'' ifade eden Keskin, şunları kaydetti: ''Türkiye'de de tablo hiç farklı değil. Bir soru önergesi üzerine Adalet Bakanı kadın cinayetlerinin 2002'den, 2009'a kadar yüzde 1400 oranında arttığını ve 2002'de 66 kadın öldürülürken, bu sayının 2009'un ilk 7 ayında 953'e ulaştığını açıkladı. Bu tablo ülkemizde yaşanan sosyal ve ekonomik sıkıntılarının ilk mağdurlarının halen kadınlar olduğunu ortaya koymaktadır. Bu açıklamada, yıllara göre kadın cinayetlerinin arttığını görmenin yanında dava sayısının 7 yılda 12 bin 678'e ulaştığını da görmekteyiz. Kadınların kendilerine yapılan şiddete karşı haklarını aramaları umut verici olmakla beraber temennimiz hiç kimsenin özellikle kadın ve çocukların şiddete uğramadığı bir dünyadır. Ancak, bu günlere gelebilmek için öncelikle kolluk kuvvetlerinin ve yargı mensupları olmak üzere toplumun sürekli eğitimi gerekmektedir.''

Şiddet gören kadının ilk başvurduğu yerlerden biri olan polis merkezlerinde şiddetin aile içi mesele olarak görülebildiğini belirten Keskin, yargılama aşamasında benzer bir zihniyetle karşılaştığını, katil zanlılarının eş, sevgili, nişanlı ve erkek akrabaların olduğu bu cinayetlerde kaygılı erkek kimliğine cezada indirim uygulandığını bildirdi.

''MAHKEMELER ABARTILI ERKEK EGOSUNU DİKKATE ALIYOR''
Mahkemelerin hassas ve abartılı erkek egosunu dikkate aldığını ve bu kimselerin haksız tahrik indiriminden faydalanmasını sağladıklarını savunan Keskin, şöyle devam etti: ''Kadın cinayetlerini namus cinayeti olarak kanıksayan bu toplumsal zihniyet, kadını kendi ölümüne davet çıkaran olarak görmektedir. Kadına karşı şiddeti makul gören bu ve benzer zihniyetlere karşı kadın hakları savunucuları olarak bizler, kadının cinsel, fiziksel, psikolojik bütünlüğünün dokunulmaz olduğunu, kadının insan haklarının temel insan hakkı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor, kadına yönelik her türlü şiddet sonlanıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi yüksek sesle ifade ediyoruz.''

Keskin, kadına yönelik şiddetin önlenebilmesi için, devletin kadınlara yönelik her türlü şiddet eylemini açık bir şekilde kınaması gerektiğini ifade ederek, şiddete uğrayan kadınlar için başvuru ve sığınma evlerinin sayısının artırılmasını, ücretsiz danışmanlık, psikolojik ve tıbbi destek ve yasal yardımın yapılmasını, cinsiyet ayrımcı politikalar, yasalar ve uygulamaların kaldırılmasını istediklerini belirtti.