Ölmek üzere ve son bir isteği var!

Uzun süredir mücadele ettiği hastalığına yenik düşmek üzere, mahkum ama yasaların ona tanıdığı bir hak var; o da bunu son anlarını ailesiyle birlikte yaşamak için kullanmak istiyor. Ama...

İnsan hayatı üzerinden bir inatlaşma, suçun niteliğine bakılmaksızın tüm mahkumlara tanınan bir hakkın Adli Tıp Kurumu duvarına çarpması; 34 yaşındaki kanser hastası Güler Zere'ye son günlerini ailesiyle geçirme hakkının verilmemesi.

İnfaz Yasası uyarınca mahkum Güler Zere'nin cezasını iyileşinceye kadar ertelemesi gereken Adli Tıp Kurumu'ndan yaklaşık 4 aydır ses yok. Bu duruma Türk Tabibler Birliği’nin yorumu: Çok geç kalındı. Güler Zere'nin iyileşmesi artık imkansız. Son günlerinde ailesiyle, hayatla ‘vedalaşma hakkı’ tanınması gerekir...

Daha önce konuyla ilgili bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı: "Güler Zere'nin durumuna sessiz kalamazdım, incelettim ancak bana Adalet Bakanlığı kanalıyla, Adli Tıp raporu gelirse işlem yapabilirim."

Doktorlar ve Cumhurbaşkanı’nın çağrısına rağmen, son zamanların tartışmalı kurumlarından Adli Tıp’tan halen bir ses çıkmaması...

KEFENLİ PROTESTO
Bu süreçte, dün AKP İstanbul İl Başkanlığı önünde yapılan bir eylem. Bir grubun, Zere'nin ve diğer hastra mahkumların serbest bırakılması için temsili kefen giymesi.

Grubun açıklamasında, "Güler Zere açık yasa maddelerine, hakkında düzenlenmiş ayrıntılı heyet raporlarına rağmen hala mahkum hücresinde tecrit altında tutulmaktadır" denmesi.

Güler Zere'nin avukatı Oya Aslan'ın, Çukurova Üniversitesi raporuna göre hastalığın en son aşamada olduğunu vurgulaması: "Kan değerleri çok düştüğü için kemoterapi uygulanamayacak. Bu yaşamının tedavi edilememesi nedeniyle kısalması anlamını taşıyor."...

CANLI GASTE ELE ALDI
Güler Zere'nin durumu Canlı Gaste'de ele alındı ve Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji mahkum koğuşunda Zere’yi ziyaret eden, yakınlarıyla görüşen TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nun CHP’li üyesi Ahmet Ersin net konuştu:

"... Acımasız ve vahşi infazlar çağımızın gerisinde kaldı. Ben onun kimliği ve işlediği suçla ilgilenmiyorum. Ağır bir insan hakkı ihlalinin yaşandığını düşündüğüm için Adana'ya gittim....

Güler Zere yaşamının son evresine gelmiş. Konuşma zorluğu çekiyor, beslenmesi önemli ama katı gıdalar alamıyor. Aylardır yediği çocuk mamasını da vücüdü artık kabul etmiyor ve serumla beskleniyor...

... Yaşam aylarla sınırlı. Kendi gözlerimle de gördüm ve dehşete kapıldım. Zere'nin yaşamının son günleri...

Akıllardaki soru ‘Adli Tıp neden raporu vermiyor?’... Kurum, 4 aydır bu dosyayı ele alıp sonuç ortaya koymuyor. Bazı konularda inceleme yaparak raporları hemen çıkarıyor.Örneğin İrticayla Mücadele Eylem Planı’nda görüldüğü gibi. Ölüm döşeğinde olan Zere'nin dosyası neden 4 aydır bekliyor?

Adalet Bakanı'nın infazın ertelenmesine ilişkin yetkisi var. Ona sorarsanız ‘Adli Tıp raporunu’ gösteriyor. Ama Adli Tıp, Adalet Bakanı'na bağlı bir kurum. Bakan, ‘rapor niçin hazırlanmıyor?’ diye sorabilir. Aynı şekilde Sayın Cumhurbaşkanı'nın Anayasa’ya göre bu durumdaki yükümlülüleri affetme yetkisi var. ‘Dosya gelmedi’ diyor. Cumhurbaşkanı'sın ve kimden istedin de gelmedi. Gelmesi için neden girişim yapmadın...”

Güler Zere; ölmek üzere olan bir insan-mahkum. İsteği, yaşamının son anlarını ailesiyle birlikte mutlu bir şekilde geçirmek; bunu sağlayacak olanlar ise uzun süredir sessiz...

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...