Bir Tudor mutfağından manzaralar

Bugün 3'üncü sezonunun 1'inci ve 2'nci bölümleri peş peşe e2'de yayınlanacak olan The Tudors adlı dizinin baş karakteri VIII. Henry dönemindeki mutfak aletleri, yemek tarifleri ve kıyafetleri...

Haberler 19.01.2010 - 11:09

Bir Tudor mutfağından manzaralar

Hampton Court Sarayı aslen Katolik kilisesinin kardinali olan Thomas Wolsey için inşa edilmişti. VIII. Henry tahta 1509’da geçtiğinde Wolsey’yi fakirlere para dağıtmakla görevlendirdi. Saray da VIII. Henry’ye geçti, bunun üzerine Kral sarayı genişletti.


Tudor hanedanı süresince saray birçok tarihi olaya şahitlik etti. Bu yazının konusu olan ve şu anda halka açık çay odası olarak kullanılan Doğu mutfağını ise I. Elizabeth yaptırmıştı.

Hampton Court Sarayı’nın Tudor mutfakları o kadar meşhur ki her yaştan meraklı insanı çekiyor. İnsanlar Tudor hanedanı dönemindeki kıyafetlere bürünmüş rehberlerden döneme dair bilgiler eşliğinde sarayı geziyor.

Sarayın mutfakları, bir grup deneysel arkeolog tarafından incelendi. VIII. Henry dönemindeki yemek pişirme alışkanlıkları, kullanılan mutfak araçları ve saraydaki gündelik hayat mercek altına alındı. Hatta bu incelemeye kıyafetler ve yaşam alanları da dahildi.

J. Marc Meltonville ve Richard Fitch’in başında olduğu bu ekip 1990’ların başlangıcından bu yana bu mutfaklar üzerinde çalışıyor. Meltonville Hampton Court’a ilk atandığında görevi VIII. Henry’nin mutfaklarını yeniden inşa etmekti. 1991’de mutfakların işi bitmişti ve onlar da bu mutfakları kullanmaya karar verdi. Bunun için de mutfakta kullanılan her şeyin ayrıntılı bir araştırmasının yapılması gerekiyordu.

VIII. Henry, Hampton Court’ta verdiği partilerle tanınıyordu. Thames Nehri üzerinde bulunan bu yer VIII. Henry’nin de en sevdiği mekanlardandı. 55 odası ve 19 bölümüyle Hampton Court’un mutfakları çok sıkı denetim altında tutuluyordu.

Mutfağın yeniden inşaasında 1580’de yazılmış İtalyanca bir kitapta, kullanılan bütün çanak çömlek en ince ayrıntısına kadar listelenmiş, hatta çizilmişti. Ekip bunları kopyalayarak hangisinin ne için kullanıldığı üzerine çalıştı. Fakat bu her zaman kolay olmuyordu. Mesela seramik tencereler kaynatmak için, bronz tencereler ise metal zehirlenmesi olmaması için haşlanıp tenceren alınması gereken yiyecekler için kullanılıyordu.

SOĞAN ZARI İLE BOYANAN CEKETELER
Mutfakta kullanılan eşyaları da tamamladıktan sonra iş tariflere gelmişti. Fakat dönemin aşçıları ve kitapları notlardan ibaretti. Miktar belirtilmiyordu, pişirme süresi verilmiyordu ya da kısık ateş kullanılıp kullanılmayacağı yazılmamıştı.

Geriye mutfakta çalışanlar kalıyordu. Sadece erkeklerin Kral’a ve yanındakilere servis yapma hakkı vardı. Baş aşçı göze çarpan bir ağı olan beyaz pantolon giyerdi. Buna ek olarak koyu portakal rengi bir ceket ve şapka takardı. Mutfakta çalışanlar ise mavi pantolon ve açık sarı bir ceket giyerdi. Fakat ceketi soğan zarı ile boyanmış olurdu.

KRALIN GÜCÜ NE KADAR ZENGİN BİR MASAYA YETİYOR
Her şey tamamdı. Tek eksik kullanılacak malzemeydi. Mutfakta pişirilebilecek her şey masaya geliyordu. Misafirler ve ziyafete katılanlar ise bazen sayısı 120’yi bulabilen yemeklerden en beğendiklerini seçiyordu. Konu güç ve zenginliğe gelince her şey Kral’ın kendini göstermesiyle ilgiliydi. Çoğu yiyeceğin ziyan olmasının bu noktada bir önemi yoktu, önemli olan Kral’ın gücünün ne kadar zengin bir masaya yettiğiydi. Bu yüzden yemeğin çoğu rostodan oluşuyordu. Onu pişirmek için gerekli olan enerjinin büyüklüğü de Kral’ın gücüyle doğru ortantılıydı.

Çiğ sebzeler dışardan alınırdı. Bira ve ekmek de böyleydi. “Eğer bir şeyi bahçenizde yetiştirebiliyorsanız, o Kral’ın masasına konacak kadar iyi değildir” düşüncesi hakimdi.

Tatlılar ile tuzlular arasında da bir sıra gözetilmiyordu. Çünkü bütün yiyecekler koyu kahverengi ve yeşildi. O dönemde İngiltere’de domates yoktu ve havuca da pek meraklı değillerdi. Aşçılar da rengi yerine tatlarıyla oynayarak misafirleri şaşırtmayı tercih ederdi. Mesela bir armut sandığınız şey aslında maydonoz ve kuzu olabilirdi. Öte yandan o dönemde çatal bıçak kullanılmadığı için misafirlerin kendi bıçaklarını getirmesi gerekiyordu.

MİSK KULLANILAN TURTALAR
Şeker ise çok pahalıydı. İran’dan büyük bloklar halinde geliyor ve orada kırılıyordu. Genelde haşlanmış ve süslenmiş tatlılar yapılıyordu. Özel durumlarda ise gemiler, saraylar ve hatta kullandıktan sonra yiyebileceğiniz çatal bıçak takımları yapıyorlardı. Yenilebilen altın yapraklar da şekerlemelerde çok kullanılıyordu. Şekerlemeler Kral’ın zenginliğini göstermenin en iyi yollarından biriydi. Turta malzemelerinden biri ise miskti.

Kaçıranlar ve yeniden izlemek isteyenler için Kral VIII. Henry’nin hayatına ışık tutan 'The Tudors’ın 3. sezon 1. ve 2. bölümleri peş peşe bugün saat 22.15'te e2’de.

Sayfa Yükleniyor...