Murat Dalkılıç'tan yaza 'Epik' bir imza

Murat Dalkılıç hem yaz başında yayınladığı yeni albümü "Epik" ile hem de geçtiğimiz akşam Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda verdiği konseriyle Türkçe popta bu yaz yıldızını daha da parlattı. Suat Kavukluoğlu, albüm ve konserle ilgili izlenimlerini yazdı.

01.09.2016 - 09:01

Murat Dalkılıç'tan yaza 'Epik' bir imza

1- Murat Dalkılıç bu yılın en iyi pop albümlerinden birine imza attı. Yaz başında yayınlanan “Epik” yaşadığımız zor günler nedeniyle daha tam fark edilememiş olabilir ama zamanla bu albümden şarkılara video klipler geldikçe “Epik”in Dalkılıç kariyerinde bir dönüm noktası olduğunu daha iyi anlayacağız hep beraber. Sanatçı Harbiye’de “Turkcell Yıldızlı Geceler” kapsamındaki “on numara beş yıldız” konseriyle de pop sularda yıldızı bu yıl en çok parlayan isim oldu dersem abartmış olmam.

2- Önce “Epik” albümünün kapağında kullanılan Murat Dalkılıç çizimleri yansıdı sahneyi ikiye bölen şeffaf perdeye. Albümün kapak tasarımına uygun renkli ışıklar arasında şeffaf perdenin arkasında, eğimli dans pistinde Murat Dalkılıç ve dansçıları belirdi sonrasında. “Epik” albümünün açılış şarkısı “Pembe Panjur”un intro melodileri eşliğinde ilk selamını verdi Dalkılıç. Sahnenin yanındaki ekranlara günün anlam ve önemine istinaden Mustafa Kemal Atatürk’ün portresi yansıtılırken sahnenin arkasına Atatürk’ün imzası atılmıştı. Zafer bayramını Atatürk’e böyle şık bir selamla, yeni şarkısıyla kutlamayı tercih etti Murat. Bir Türk genci olarak kendi imzasını taşıyan bir şarkıyla “İzindeyiz” demesi çok daha anlamlı oldu. “Sayende buradayız, bunun kıymetini biliyoruz ama bir yandan da boş durmuyoruz. Senin istediğin gibi çalışıyoruz, üretiyoruz, hayata değer katmaya uğraşıyoruz Ata’m” der gibiydi adeta.

3- “Epik” albümünün en sevdiğim şarkılarından “Pembe Panjur” bu albümün de, bu albümün ilk konserinin de olabilecek en iyi açılış şarkısıydı. Dalkılıç’ın kariyerinde yepyeni bir dönemi müjdeleyen bu albümü belki de en doğru anlatan şarkılardan biri “Pembe Panjur”. Sözleri, güçlü melodisi ve İskender Paydaş’ın yarattığı benzersiz müzikal atmosferiyle Harbiye tarihine de büyük harflerle yazıldı bu performans.

4- “Belki henüz dinlememiş olabilirsiniz ama biz yeni şarkılarla devam edeceğiz” diyerek konserde izleyeceği yol haritasını da bekletmeden açıkladı ve peş peşe “Epik”ten şarkılarını sıraladı. Her biri heyecanla, tutkuyla yazılmış, en ince ayrıntısına kadar kafa patlatılıp büyük özenle, titizlikle tasarlanmış bu şarkılar cayır cayır çalınırken hem Dalkılıç adına hem de pop müzik adına heyecanlandım. Albümün çıkış şarkısı “Ben Bilmem”, “Soktuğu Duruma Bak” ve “Cadı Kazanı” Dalkılıç’ın mavi parlak ceketiyle ilk söylediği şarkılar oldu. Ceketiyle inceden inceye dalgasını da geçmeyi ihmal etmedi. Aslında sadece ceketiyle değil çok terlediği için ıslanan tişört ve gömlekleriyle de, sahne üzerinde bazı düştüğü hallerle de önce kendi kafa buldu. Komplekssiz olmak, rahat ve şeffaf olmak ne kadar önemli bir meziyet diye düşündüm o; bu konserde her halinin keyfini çıkarırken.

5- Dalkılıç kariyerinin en iyilerinden “Daha Derine” ile devam etti konser. Coştukça coşan, deliler gibi dans eden seyirciler eşliğinde. Peşine “İki Yol” ve “Yani” geldi. Video klibiyle birlikte en özgün, en tatlı işlerinden “Yani” Harbiye’de de güzel yankılandı doğrusu.


6- “Yani”den sonra şeffaf perdenin gerisine yerleştirilen banka oturdu ve dört bir yanını saran nefis İstanbul görüntüleriyle “Neyleyim İstanbul”u yorumladı. Tatlı tatlı hüzün estiren bu şarkının ardından “Çatlat” ve son albümün pırlantalarından “Feriştah” ile yeniden enerjimizi yükseltti. “Feriştah”ın koreografisini konser öncesi sosyal medyadan paylaşan sanatçı, hayranlarından gelen videolar arasından “en iyiler takımını” seçip sahneye çıkarınca Harbiye; tarihinde böyle az rastlanır bir coşkuyu da görmüş oldu.

7- İkinci yarıya yine yeni albümden “Daha İyisi Gelene Kadar” ile başladı. Yıllardır “Yahu neden bir sanatçı Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda izleyicilere ters köşe yapmaz, sahneden değil de seyircilerin arasından en tepeden aşağı inerek konserine başlamaz” diyordum ki Tanrı feryadımı duydu. Dalkılıç sayesinde bu sahnede bu da oldu sayın seyirciler.


8- Dalkılıç’ı büyük kalabalıklara ulaştıran Soner Sarıkabadayı şarkılarından “Merhaba Merhaba” ile devam etti konser. Peşine yine en sevdiklerimden; Dalkılıç’ın en ironik şarkılarından “Leyla” geldi. “Leyla”dan sonra bu sefer onun en sevdiğim şarkım dediği “Lüzumsuz Savaş” ile yeniden bir hüzün bulutunun etkisine girdik. Peşine bir slow daha. Bu kez “Kıyamadım İkimize”.


9- Elbette bu böyle gitmezdi, gidemezdi. Hüzün tatlı bir meltem gibi yüzümüzü okşayıp geçmeliydi. Çünkü bu bir Murat Dalkılıç konseriydi. Onun iddiası bizi buradan en yüksek enerjiyle göndermekti. Bunu da zaten konserin en başında dile getirmişti. “Bir Hayli” ve son albümden Ankara havalarına selam duran “Pişmanlar Romanı” durumu hemen toparladı. “Kendimiz eğlenmek için yaptık. Hatta biz bu şarkıyı yaparken stüdyoda Hande Subaşı da vardı” dediği “Pişmanlar Romanı” kanlı canlı albümdeki halinden bin katı daha güzel oldu sahnede.

10- Ve olmazsa olmazlara gelmişti sıra. Soner Sarıkabadayı’nın baskın imzasıyla Dalkılıç’ın en yapışkan şarkılarından “La Fontaine” ve “Kasaba”… Onların peşine en zıp zıp, en kop kop’lardan “Kırk Yılda Bir” ve son albümün sürprizli şarkısı “Boya Gitsin”le ilk final. Elbette albümde eşlik ettiği gibi sahnede de eşine eşlik etti Merve Boluğur bu şarkıda. Konser boyu öyle aşk dolu bakıyordu ki zaten Murat’a, elbette Murat da ona, “Ne güzel bir şey aşk yahu” dedim. “Bak işte bu zamanlarda da böyle güzel aşklar olabiliyormuş meğer” Murat “Bir Güzellik Yapsana” ile son imzasını Harbiye semalarına atarken “Hadi bakalım” dedim, “belki Tanrı bize de bir güzellik yapar bir ara”

Bu arada “Epik”in baştan sona çok güzel bir albüm olduğunu söylemiştim, değil mi? Aşktı, meşkti, coşkuydu, romantik finaldi derken aman diyorum. Kaynamasın arada…

Sayfa Yükleniyor...