Kalori hesabı gömüldü mü?

Ertuğrul Özkök dün önemli bir konuyu yeniden gündeme getirdi: Kalori meselesi! Mesele mühim. Meselenin The Economist gibi ciddi bir dergi tarafından gündeme getirilmesi önemli. Ama daha pek çok boyutu var. Onları pas geçersek sınıfta kalmaya ve göbeklenmeye devam edeceğimiz kesindir.

Tamam, 20-30 yıl öncesinin “Kalori kaloridir, her kalori eşittir” yaklaşımı doğru değildir. Tamam, “Kilo matematiği sabittir” yaklaşımı çoktan terk edilmiştir. Tamam, çiğ havuçla pişmiş havuçtaki kalorilerin bile metabolik işlevleri farklıdır...

Tamam ama kilo meselesini sadece “Kalori gömüldü” yaklaşımı ile çözmeye çalışmak ve de mideleri çöp kutusu sayıp hamburgerler, kızarmış patatesler, gırtlağına kadar çakma fruktoz ile dolu meşrubatlarla doldurmaya kalkmak da büyük bir hatadır...

Hele hele “egzersiz meselesini” denklemin dışına çıkarmak affedilmez bir yanlıştır. Neden mi? Buyurun...

TEK SUÇLU RAKAMLAR DEĞİL

Tabii ki değil. Beslenme-kilo sorununu sadece besinlerin kalori yüküne bağlamak büyük bir yanlış. Niye mi?

Ne yediğiniz, içtiğiniz önemli ama sizin o besinleri nasıl, ne kadar, nelerle birlikte, ne zaman, ne hızda, hangi ruhsal durumda tükettiğiniz de mühim noktalar olabiliyor.

Besinlerin tam mı, işlenmiş mi olduğu ise çok etkili bir faktördür. Örneğin bir elmadan kazanacağınız kalorilerle, o elmanın püresi veya suyundan kazanacağınız kalorilerin kilo kazanımına etkileri oldukça farklı.

Kalori-kilo ilişkisi sadece neyi ne kadar yediğinizle de sınırlı kalmıyor. O besinleri nasıl ve ne ölçüde sindirdiğiniz, ne kadarını hazmedip bedeninize dahil edebildiğiniz de küçük ama etkili ayrıntılar. Bağırsaklardaki probiyotik yapılanma ise asla ıskalanmaması gereken çok mühim bir nokta. Bazı probiyotik bakteriler kalori freni, bazıları da tetikçisi gibi çalışıyor.

Gıdaların içine karışan yapay unsurların da (tatlandırıcılar, katkılar, koruyucular, trans yağlar, kimyasal toksinler, mesela bisfenoller) kendilerinde kalori değeri olmasa bile o besinin kilo yapıcı etkisini değiştirebildikleri net ve açık.

Önemli bir belirleyici de sizin metabolik yapılanmanız, “fabrika çıkış ayarlarınız”, bir başka deyimle “yakıt yakma hızınız” ile kolay ya da zor kullanacağınız yakıt (gıda) tipi ya da tipleri. Yani sadece gıdalar değil, sizin imalat şartnameniz, genetik kurgunuz da önemli.

BESLEN AMA BESİLENME

Kilo sorunundan uzak durmak istiyorsanız sadece kalori saymaktan vazgeçip şu ayrıntılara da dikkat edin:

Sağlıksız besinleri yiyip içmeyin.

“Kalori öldü” deyip homini gırtlak yiyip içmeyin.

Sağlıklı besinleri de çok fazla tüketerek beslenirken “besilenmeyin”.

Doğal ve tam gıdaları tüketin.

Şekerin her türlüsüne ama özellikle çakma fruktoza “Hayır” deyin.

Fastfood besinlere, meşrubatlara elinizi bile sürmeyin.

Geleneksel besinlere yönelip anneannenizin mutfağını rehber edinin.

Aktivite ve egzersizden asla ama asla vazgeçmeyin.

3 BELİRLEYİCİ

Son yıllarda daha iyi biliyoruz ki “kilo sorunu”nun tek nedeni yiyip içilen şeylerdeki kaloriler, yani gıdaların kalori yükü değil. Daha pek çok belirleyicisi var sürecin. Mesela mı?

1- O kalorilerin kaynağı önemli. Protein kalorileri (et, balık, yumurta) ile yağ ve karbonhidrat (ekmek, makarna) kalorileri farklı süreçlerle yakılıyor. Bunların karışımlarının geçtikleri sindirimsel süreçler ise çok farklı olabiliyor. Makarnayı sade mi, deniz mahsullü mü, kıymalı ya da sebzeli mi tüketeceğiniz makarnadan kazanacağınız kalorileri azaltıp çoğaltabiliyor!

2- O kalorileri taşıyan gıdaların pişmiş ya da çiğ mi, sıcak mı soğuk mu yendikleri, nasıl pişirildikleri, hangi kombinasyonlarda tüketildikleri de mühim ayrıntılar.

3- Gıdaların ne sıklıkta, ne zaman, ne hızda hatta hangi psikoloji ile tüketildikleri bile kilo üzerindeki etkilerini belirleyebiliyor.

BELLEK DOSTU

Zerdeçal son zamanların en gözde baharatı. ‘Hint safranı’ olarak da tanınıyor. Üzerinde en çok bilimsel araştırma yapılan baharat da yine o. Antioksidan, iltihap baskılayıcı, ve antikanser faydaları net ve açık olarak kanıtlandı. Zerdeçalın “beyin sağlığı” ve “bellek gücü”nü desteklemede de “uzman” maharetine sahip olduğu anlaşılıyor. Bulgulara göre zerdeçaldaki “aromatik türmeron”lar sinir kök hücrelerinde büyüme ve gelişmeyi destekliyor. Türmeronların sinir kök hücrelerin gücünü arttırabileceğini gösteren bulgular da var. Yakın bir gelecekte “bellek desteği” zerdeçal ürünlerini “tıbbi gıda” olarak eczane raflarında görürseniz şaşırmayın. Güvenli ürünler çıkana kadar da ondan doğal yoldan faydalanmaya bakın, taze veya toz zerdeçalı daha sık ve bol kullanın.

Yeterli sağlık faydası için 0.5-1 cm ya da 6-8 gram kadar kök zerdeçalı yiyeceklerinize her gün ekleyebilirsiniz. Tazesini bulamazsanız, 1-1.5 çay kaşığı toz zerdeçaldan da istifade edebilirsiniz. İkisine de 1/4 çay kaşığı karabiber eklemeyi de unutmayın. Karabiber zerdeçalın faydasını nerede ise 20 kat arttırabiliyor. Safra taşınız veya hamilelik durumunuz varsa kullanmanız tavsiye edilmiyor. Taze ve toz zerdeçalı yoğurdunuza, salatanıza, çorbanıza ekleyebilir, sıcak et yemeklerinize katabilirsiniz.

VIDEO: YAŞASIN HAYAT (27 NİSAN 2019)

ETİKETLER