Orta yaş tüyoları

Beslenme önemli bir sağlık belirleyicisi. Ayrıca pek çok hastalıkla doğrudan ya da dolaylı bağlantısı var.

Mesela günümüzün vebası “obezite”, çiçeği “”, tifosu “kalp damar hastalıkları”, tüberkülozu “şeker hastalığı” beslenme ile doğrudan bağlantılı “kronik hastalık”lar. Beslenmenizde sorun varsa sadece bunlara değil, Alzheimer’dan artirite, Hashimoto’dan gluten intoleransına daha pek çok hastalığa paçanızı kaptırma ihtimaliniz var. Ama ne yazık ki bırakın okullarda çocuklarımıza “beslenme dersleri” vermeyi, biz doktorlar bile doğru dürüst bir beslenme eğitimi almadan diplomalarımızı cebimize koyabiliyoruz.

ÇARPIK BESLENME İLETİŞİMİ

“Beslenme- sağlık”, “beslenme- hastalık” ilişkileri hakkında dişe dokunur tek bir satır bile okuyup öğrenmeden tıbbiyeden mezun olabiliyoruz. Peki sonuç ne? Sonuç, giderek büyüyen obezite, kanser, diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları vb. yeni tip salgınlardır. Sonuç, yazılı, sözlü, sosyal medyayı kasıp kavuran ve hiçbir bilimsel temeli olmayan beslenme palavralarıdır. Sonuç, beslenme bir yana insan sağlığının hiçbir alanında eğitim almamış şarlatanlarla dolu çarpık bir beslenme iletişimi dünyasıdır. Peki çözüm ne? Çözüm var mı? Var!

Sağlığa değil hastalığa odaklı beslenme, aktivite, uyku, stres yönetimi yerine hipertansiyon, diyabet, depresyon, ağrı kesici ilaçlara meraklı biz “tedavici” doktorların şapkamızı önümüze koyup bu “kronik hastalıklar” meselesi ile nasıl daha etkin bir mücadele etmemiz gerektiği konusuna kafa patlatmamız gerekiyor. Yükselen kan basıncı, patlayan trigliserit, ürik asit, kan şekeri, dayanılmaz hale gelen kilo sorunu, yorgunluğu, uykusuzluğu, şişkinliği, baş ağrıları ve ödemleri nedeniyle “derdine derman arayan” hastalara önce “ne yiyip içtiğini sormak, uykusu hakkında fikir edinmek, aktivite yoğunluğunu belirlemek, yaşam mücadelesine ilişkin ruhsal ve sosyal sorunları hakkında fikir sahibi olmak”; reçete kâğıdına “bir şeker bir tansiyon bir de ağrı kesici hap” ve de “avuç dolusu vitamin tableti” yazıp yollamak dönemini sonlandırmak zorundayız. Hastalıkların sonuçlarına değil, nedenlerine çözüm bulmaya çalışmalı, reçetelerimizi sadece “hastalık reçeteleri” olmaktan çıkarıp “iyi hayat reçeteleri” haline de getirebilmeliyiz. O reçetelere “beslenme tavsiyeleri”, “aktivite” yani “egzersiz”, “uyku” ve “stres” yönetimi önerilerini de eklemeliyiz. Yeni hayatın sağlık problemlerini ve giderek büyüyen kronik hastalıklarını başka türlü çözmemiz mümkün değildir.

ORTA YAŞ SONRASININ YOL HARİTASI

ORTA yaş virajının başlama çizgisini gösteren rakamlar sürekli değişiyor. 2000’li yılların başında “70 yaş orta yaş!” dediğimde pek çok itiraz gelmişti. Şimdilerde o rakamı bile erken bulup itiraz edenler var, mesela Ertuğrul Özkök bunlardan biri. Önümüzdeki günlerde onunla uzunca bir “orta yaş söyleşisi” yapacak, yeni bir rakam üzerinde anlaşmaya çalışacağız. Şimdilik yapılması gereken sanırım, 50. yaş gününü kutlayan herkesin farklı bir “iyi hayat listesi” yapması. Peki o listede ilk 10’da neler olmalı? Buyurun...

İLK 5

1- Yiyip içtiklerinizi azaltın, yükü hafif, değeri yüksek besinler (sebzeler) yiyip içmeye, bitki ağırlıklı beslenmeye odaklanın.

2- Hayatınıza daha çok hareket katın, her gün yürümeye çalışın, farklı aktivitelerden faydalanmayı da unutmayın.

3- Uykunuzu ve ruh sağlığınızı daha çok ciddiye alın.

4- Manevi zenginliği çoğaltın.

5- Dostlarınıza zaman ayırın.

İKİNCİ 5

1- Ailenize daha sıkı sarılın, onlarla daha çok birlikte olun.

2- Daha çok okuyup daha sık yazın, not alın.

3- Farklı alanlarda (resim, müzik, şiir, edebiyat, el sanatları) yeni ve eğlenceli hobiler kazanın.

4- Daha sık seyahat edin, daha çok gezin, dolaşın.

5- Aidiyetlerinizi güçlendirip çoğaltın.

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER