Ne zaman yaşlıyız?

Ne zaman yaşlıyız?

Kimse alınmasın, ne Ertuğrul Özkök ne de ben orta yaşın üst çizgisini 80’den aşağıya indirmek niyetindeyiz. Bize göre yaşlılık çizgisi 80’li yaşlarda başlıyor.

Adına isterseniz “yaşlanma” isterseniz “yaş alma!” deyin netice fark etmiyor, “yaşlılık” kavramına herkes farklı bir açıdan bakıyor. Zaten bu nedenle “Ne zaman yaşlıyız?” sorusunun farklı yanıtları var. 

Bir konuyu daha gündeme getirelim: Kimse alınmasın, ne Ertuğrul Özkök ne de ben orta yaşın üst çizgisini 80’den aşağıya indirmek niyetindeyiz. Bize göre yaşlılık çizgisi 80’li yaşlarda başlıyor. Sonrasını da biraz “kişisel bakım”, biraz genetik, biraz şans ve kader çizgisi belirliyor. Peki 80’li yaşlara doğru bize varlığını hissettiren yaşlılığın ilk işaretleri neler? Bu konuda da net ve açık bir yanıt yok. Fikirler de gözlemler de farklı. Farklı bakışlardan birini alttaki kutuda bulacaksınız...

ANDRE MAUROIS BAKIN NELER YAZMIŞ?

100 yıl kadar önce ünlü Fransız yazar Andre Maurois yaşlanma ile ilgili düşüncelerini kaleme alırken, “İlkbaharın yaza, yazın sonbahara geçişi o kadar ağır olur ki, olup bitenler çoğu kez fark edilmez. 

Sonra soğuk bir sabah karlarla, fırtınalarla kış gelir” notunu düşmüş (iyi yaşama sanatı). 

Kışın işareti olan o ilk fırtına, bazen bir “grip-nezle-soğuk algınlığı”, bazen bir ishal ya da idrar yolu enfeksiyonudur. Ve ondan sonrası bundan sonra yaşayacağınız sürenin yeni ve farklı bir dönem, bir “yaşlılık dönemi” olduğunun da ilk habercisidir. 
Kısacası, bedeniniz ilkbaharı çoktan bitirmiş, yazın keyfini çıkarıp gününü gün etmiş, tam da sakin bir sonbaharın huzurlu sessizliği içindeyken o fırtına kışı tetiklemiştir. 
Kış kapınızdadır, fırtına bahanedir.

HAYAT UZUYOR

Unutmayın, sağlık alanındaki mucizevi gelişmeler isteseniz de istemeseniz de, sizi anne veya babanızdan daha uzun yaşatacak. 

Tıptaki gelişmeler sayesinde eskiden “kader” zannedilen tatsız sorunlarla karşılaşma ihtimaliniz de azalacak. 

Yani siz isterseniz “yaşlı ama sağlıklı, belleği düzgün çalışan, kemiği, kası güçlü, kalp ve diğer organ ve sistemleri tıkır tıkır işleyen biri” olabileceksiniz. 

“Bunama, depresyon, sağırlık, katarakt veya glokoma bağlı körlük, kemik erimesi, kamburluk” yaşlanmanın ayrılmaz bir parçası olmaktan çoktan çıktı. 

Bazılarının etkileri ise en azından makul ölçülere indirilebiliyor. Bütün mesele işi ciddiye almakla, “oluruna bırakmaktan” vazgeçip bazı tedbirleri almakla ilgili. 
Hayat uzuyor. Uzayan kısmı yaşlılık dönemi. 

Bu dönemi sağlık içinde geçirmek için işi tesadüflere bırakmamak lazım.

HAYAT BİR ENERJİDİR

Hayat bir enerjidir. İhtiyacı olan enerjiyi de yalnız bedenden değil, ruhtan, ruh ve bedenin muhteşem işbirliğinden alır. 

Her insan yalnızca yürürken, koşarken değil, gülüp eğlenirken veya keyif alıp ağlayıp sevinirken de aynı enerjiyi kullanır. Ama ikincisinde enerji kullanıldıkça çoğalırken, birincisinde giderek azalır. 

Özetle vücudunuza yalnızca kaliteli kaloriler yüklemek, kendinizi canlı ve güçlü hissetmenize yetmez. Enerjik biri olmak ile canlılık hissi arasındaki ilişkiyi yalnızca beslenme, aktivite gibi şeyler belirlemez. 

İşin içine mutlaka ruh sağlığını da, duygusal zenginliği ve ruhsal enerjiyi de eklemeniz gerekir.

SAĞLIĞIN SIRRI: PHYSİS

İnsan bedeninin müthiş bir kendini yenileme gücü zaten var. Bu güç ona Allah tarafından doğuştan bağışlanmış. Geleneksel tıp bu güce “physis” diyor. 

Eğer kendi haline bırakılır, zararlı dış-çevresel etkenlerden korunursa, beden bu güç sayesinde çoğu sorunu kendiliğinden çözüyor. 

Bu nedenle de azıcık dikkat, birazcık bilgi ve hassasiyet yaşlanmayı geciktirmeyi de, hayatı boyuna uzatabilmeyi de zaten mümkün kılıyor. Neleri, ne zaman, ne miktarda yiyeceğimize; uykunun, stres yönetiminin önemini, egzersiz yapmanın vazgeçilmezliğini hepimiz az çok öğrendik. 

Tıp gelişti, refah arttı, eğitim yaygınlaştı, ömürler de uzadı. Yani boyuna büyüme iyi gidiyor. Sıra hayatı enine büyütmeyi öğrenmeye geldi. Bunda biraz geç bile kaldık.

HER ŞEY "DAHA İYİ BİR HAYAT" İÇİNDİR...

Gözden kaçırdığımız bazı kolay ve etkili şeyler var. Bunlardan bazılarını değiştirebilirseniz hayatınız uzar mı bilmem ama önemli ölçüde iyileşeceğini garanti edebilirim.

Alexis Carrel’in (iki defa Nobel ödülü kazanmış mühim bir bilim insanıdır) şu çok önemli cümlesini lütfen siz de bir kenara özenle not edin: “Kişinin ömrüne yıllar eklemesi yeterli değildir, kişi bu yıllara başka hayatlar da eklemelidir.” 

Başkalarının hayatına da iyi ve güzel zamanlar, hoş anlar, unutulmayacak yardımlar, akıldan çıkmaz dostluklar, bir daha yapılamaz yardımlar eklemeye bakın. 
Özellikle ikinci hayatınızda artık hemen her şeyin “daha iyi bir hayat” için kurgulanması gerektiğini unutmayın.

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER